30.10.13

New York City, Anilar, Notlar - 1



Icinde yasayan her 3 kisiden birinin farkli bir dil konustugu, dunyanin en kalabalik kuresel sehri, bir kultur baskentidir “The City of New York”. Hepimizin Amerikan filmleri ve dizileri sayesinde adeta defalarca gitmisiz gibi hissettigimiz tanidik bir sehirdir. Ilk gidisim oldugu ve sehir beni gercekten cok sasirttigi icin bu yaziyi yazmam sart gibi geldi.



*New York

Dolu dolu 7 gun kalmamiza ragmen ayrilirken daha yapacak ve gorecek cok sey oldugunu bilerek ve kalbimiz kirilarak ayrildik. Kalp kirikligi derken; pahali, kalabalik, pis ve biraz da tehlikeli olacagini dusunerek gitmisken isil isil, deli, etkileyici ve cok canli oldugunu anlamanin yarattigi bir duyguydu sanirim. Basta dusundukleriniz kagit uzerinde dogru olsa bile, artik New York'u tanimaya baslamissinizdir ve tanidiginiz zaman asla vazgecemeyeceginiz insanlara benziyor, aitlik hissiyle dolu ve fazlasiyla dost. Uzun sure yasayanlarin ayrilmakta ne kadar zorluk yasayacaklarini tahmin edebiliyorum, kisa surede bile kendini cok sevdiren, cok ozel bir sehir cunku.
 
 



Havaalanindan sehire gitmek icin shuttle, taksi yada otobus sonrasi metro, airtrain sonrasi metro gibi secenekleriniz var. Biz 1 haftalik sinirsiz metro ve otobuse binmemizi saglayan kartlardan almistik havaalanindayken, her seferinde ugrasmaniza gerek kalmamis oluyor. Onun disinda ilk yapilmasi gereken detayli bir sehir haritasi bulmak ve bolgeleri incelemek diyebilirim. Benim yol arkadasim gibi daha modern olanlar icin ise akilli telefonlarin maps applicationlari daha iyi olacaktir. Hatta biz otelde internet varken haritalari kaydedip gun icerisinde ekran goruntulerinden yararlandik. Sokak numaralari oldukca duzenli oldugu icin benim gibi yol-yon kavrami olmayan biri bile fazla kaybolmadan yolunu bulabilir. Kuzeyini guneyini, batini dogunu ayirt edebiliyorsan New York tam sana gore. Ustelik metro agi cok genis, her yerde karsiniza cikacak duraklari. Kalabalik (tiklim tiklim) ve pis (fare de gorduk) olduklari gercegi bir yana sehirdeki herkes metro kullaniyor.
 
 

New York Subway

Biz downtown da, Greenwich Village dedikleri bolgede bir butik oteli tercih ettik. The Marlton Hotel duydugumuz kadariyla eskiden NY Universitesi'nin yurdu olarak kullanilan bir bina da, okula gercekten cok yakin. Bu sayede gunun her saati cevresi ogrencilerle dolu, canli ve keyifli fakat iyi bir muhitte oldugu icin fiyatlar biraz yuksek. Bizim avantajimiz, otelin yeni aciliyor olmasi ve epey erken rezervasyon yapmamiz oldu sanirim. NY'a gidip otelde kalmayi dusunenler icin bu oteli onermek ile beraber Chinatown, Chelsea tarafinda daha uygun veya Broadway, Times Square civarinda daha merkezi oteller bulabileceginizi belirtmeliyim. Otel rezervasyonlarini kesinlikle erken yapmak gerekiyor, odalar aylar oncesinden doluyor. (www.booking.com dan rezervasyon yapmak oldukca faydali olacaktir, otellerin kendi sitelerinde bazen fiyatlar cok daha yuksek oluyor. Ustelik sizden once kalanlarin yorumlarini okumak ve otelin kac puan aldigina bakmak da onemli. Bu siteden otel ucretini odemiyorsunuz sadece rezervasyon ucreti olanlar icin ucret cekiliyor kartinizdan. Onun disinda otelden cikis yaparken istediginiz sekilde kart yada nakit olarak odeyebiliyorsunuz.)
 
 
The Marlton Otel

Kaldigimiz otele 2 dakika oldugu icin sabah kahvaltilarini aceleye getirdigimiz gunler sandvic, kahve, sut, hazir yemek gibi seyler alip (Duane Reade, CVS yada Starbucks'tan), Washington Square Park'a gittik. Her daim canli muzigin oldugu, yan bankta mutlaka yemek yiyen yada bebegiyle guneslenen birilerini goreceginiz, bir kosesinde satranc oynayanlarin bulundugu, bu sehirde herkesin kopegi var diye dusunmenizi saglayan, bana biraz Ankara'daki Kugulu Parki animsatan bir yer. New York Universitesi'ne ait olan Fransiz Evleri de gezilebilir oraya gitmisken, ogrencilerinin renkliligi, giyim tarzlari ilgi cekici.
 

*Washington Square Park, Sincap

Acikirsaniz okulun karsisinda bulunan fiyatlari uygun, saglikli yemekler yapan Cosi'yi deneyebilirsiniz, ogle yemekleri yada sadece atistirmak icin ideal. Village cevresini anlatmaya basladigim icin aksam yemegi icin de bir yer onermek istiyorum. Balayina Bali'ye gittigimiz de yemeklerinin farkliligina bayilmistik esimle. Sunum sekilleri de cok ozel olmakla beraber kullandiklari deniz urunu, sebze ve meyvelerin cesitliligi bizi daha cok etkilemisti. Bu lezzetlere yakin bir yer icin East Village da bulunan Zabb Elee enfes bir tercih oluyor soylemesi benden.
 
 

*Papaya Salatasi

Washington Square Parki her ne kadar neseli ve renkli olsa da New York deyince hepimizin aklina ilk gelen tabi ki Central Park. Parkin bahar aylarinda daha da guzel oldugu iddia edilir hep. Ekim ayinda orada oldugumuz icin sansliydik bu acidan; yesili, sarisi ve kirmizisi boldu parkin. Sehrin bu kadar merkezinde olup sehirden kacmissin hissini verebilen bir yer olmasi bence en onemli ozelligi. Bisiklet surenler, banklarinda yemek yiyenler, kopegiyle yada bebegiyle gezenler, paten kayanlar, faytonla parki turlayan turistler, ordekleri izleyenler, golunde sandala binenler, cimlerde kosusturan sincaplar, etrafinda koskocaman bloklar olan bu peyzaj harikasiyla icice. Yasmin ile Central Park'a bakan evlerde oturanlarin kimler oldugunu merak edip kiralar ne kadar acaba geyigi yaparken farkettigimiz en onemli seylerden biri de kimsenin burayi AVM yapmak istemiyor olmasiydi. Ne ilginc(!). New Yorker'lar icin cok farkli bir yeri olmali; yuruyus ve kosu yaptiklari, is yeri yakin olanlarinin temiz havada yemek yedigi, cocuklarinin cimenlerinde kostugu, festivallere katildiklari, mac izledikleri, 70 yasinda olanlarinin bile rahatca spor yapip, paten kaydigi, bisiklet surdukleri, dugun fotograflari icin geldikleri sosyal bir alan, kisacasi parktan cok daha fazlasi. Ayni zamanda cocugu ile gidenler icin parkin icinde guzel bir hayvanat bahcesi oldugunu da belirtmeliyim. Yaninizda mutlaka atistiracak bir seyler goturun cunku park cok buyuk ve insanin hic cikasi gelmiyor. Bir de Nisan-Mayis ayi gibi nasil olurdu yada gol dondugunda ordekleri nereye goturuyorlar cok merak ediyorum.(Holden' a selamlar)
 


*Central Parktan gorulen manzara


New York'a giden herkesin onunde mutlaka fotograf cektirdigi, sehrin en onemli ve unlu simgelerinden biri, adini belki kendisinden bile daha cok begendigim Ozgurluk Aniti'na gitmeyi de ihmal etmedik. Fransa'nin simgesi Eyfel'i Paris'e gittigimde gormus ve acikcasi biraz hayalkirikligina ugramistim. Filmlerde cok daha etkileyiciydi sanki. Bir seyin kitabini okuduktan sonra filmini izleyip hic tatmin olmaz ya insan tam oyle hissetmistim. Oysa Eiffel'i yapan Gustave Eiffel'in tasarimi olan Statue of Liberty, bana yakindan da epey buyuleyici geldi. Amerika'nin kurulusu ile ilgili hikayelere asina oldugum icin mi bilmiyorum ama anit insani dusunduren ve etkileyen bir yapi gercekten. Ozgurluk gercekten elde tutulan ve hic sonmeyen bir mesale mi, kurallar butununu diger eline almazsan mesale elinden dusuverir mi, bu ikisini koruyan,elinde tasiyan neden kadindir... Sorular, sorular!
 

*Liberty Adasindaki Eiffel Heykeli

Ozgurluk Aniti'na gitmek icin feribota biniliyor, biz biletlerimizi internetten almistik ki sanirim boylesi daha kolay oluyor, Ama mutlaka soylemeliyim ki cok fazla guvenlik kontrolunden gecmek ve cok sira beklemek gerekiyor abidenin bulundugu adaya gidene kadar. Vapura bindikten sonra kisa sure icinde guzel yesil rengini (oksitlenme sonucu zaman icerisinde olusmus bir renk) seciyorsunuz, vapurdan cekilen fotograflar bir baska oluyor, anita tirmandiktan sonra da aniti tamamen unutup gorkemli Manhattan manzarasina yogunlasiyorsunuz. Tac kismina cikabilmek icin alinan bilet aylar (3 ay sanirim) oncesinden tukendigi icin biz cikamamistik ama eteklerinden gorulen manzaranin yeterince buyuleyici oldugunu soylemeliyim. Istatistiksel bilgi maiyetinde de anitin boyu 46 metre olup ustunde durdugu beton kaide ile birlikte toplam yuksekligi 93 metredir.
 
 
*Ozgurluk Aniti
 

Sehir bosuna dunyanin kultur merkezi olarak adlandirilmiyor aslinda. Renkli festivalleri, unlu sanatcilarin konserleri, birbirinden etkileyici broadway sovlari, yillardir suren tiyatro oyunlari, muzikalleri, operalari ve essiz muzeleriyle New York gercekten rakip tanimaz. Biz de bu sebeple aylar oncesinden arastirmalar yapip bir muzikale, bir konsere ve bir de operaya bilet aldik. Aslinda iyi bir basketbol maci da izlemek istiyorduk ama kismet olmadi.
 
(Bu tarz tum biletleri www.ticketmaster.com sitesinden alabilirsiniz. Bizdeki biletix sitesi.)


 

Cok sevdigim bir hikaye olan (Daniel Wallace), filmine de bayildigim (Tim Burton) Big Fish muzikalini Broadway'deki Neil Simon tiyatrosunda izledik. Danslari, sahne tasarimi ve oyuncularinin guzel sesleriyle cok keyifli zaman gecirdim. Bazen ingilizcesinde zorlansam da sahne ve isik kullanimina ve acikcasi o kadar guzel bir tiyatro salonunda, boyle iyi bir oyun izleme fikrine bayildim. Zaten bildigim bir hikaye olmasina ragmen sonunu merakla bekleyip, heyecanlandim. Bilet fiyatlari, yorumlar, oyuncularla ve oyunla ilgili bilgiler icin sitesine bakilabilir (www.bigfishthemusical.com).
 
 
Big Fish Muzikali
 

Yasmin'in yillar once onlar henuz bir on grupken konserine gitmis oldugu, benim de cok sevdigim Franz Ferdinand'in konserini Hammerstein Ballroom'da dinledik. Yeni albumlerinden sarkilarina pek eslik edemesek bile sevdigimiz tum sarkilarini soylediler, normalden daha uzun kalip tum hayranlarinin gonlunu fethettiler. Kendileri o kadar egleniyordu ki konseri izleyip de mutlu olmamak mumkun degildi. Unutmadan soylemeliyim eger konserde alkollu bir seyler icmek istiyorsaniz mutlaka yaninizda yasinizi gosteren bir kimlik olmali, iceri alirken kimligi kontrol edip kolunuza bir bileklik takiyorlar, bileklik olmadigi surece icerideyken icki almaniz mumkun olmuyor.
 
 
 
*Franz Ferdinand Konseri
 


Gittigimiz opera ise Metropolitan Opera sahnesinde Two Boys isimli bir operaydi. Acikcasi oyun beni opera salonu kadar etkileyemedi. Oyle buyuk ve gorkemli bir salon ki, kirmizi kadifeler, ahsaplar, unlu opera sanatcilarinin oyunlarda giydigi kiyafetlerin sergilendigi alanlar... Internet uzerinden kurulan iliskileri temel alip, bir cinayet arastirmasini anlatan bir yandan da insanlarin zayif ve acimasiz yonlerini vurgulayan kisacasi teknolojinin karanlik yanini ele alan bir konusu vardi. Yasmin gercek bir hikayeden yola cikilarak yazildigini soyleyince cok sasirdim ve her ne kadar Ankara Devlet Opera ve Balesi' nden Saraydan Kiz Kacirma'yi keyifle izlemis olsam da bu kadar modern bir konu uzerine de opera yapilmasi hosuma gitti. Ek olarak operadaki giyim kodu olarak; kadinlarin zarif elbiseler ile topuklu ayakkabilar ve erkeklerin de takim yada en azindan ceket giymis olduklarini bildirmek istiyorum.
 
 
Two Boys Operasi

Ayrica sehrin unlu modern sanat muzesi MOMA' ya, Metropolitan Museum of Modern Art, gitme firsati bulduk. Cuma gunleri, bulduklari sponsor sayesinde ucretsiz girilebiliyor. Aslinda New York'ta pekcok muzeye ucretsiz girilebiliyor. Kapilarinda yazan 10-20$ gibi ibareler onerilen bagis miktari oluyor, 1-2 $ vererek de giris yapmak mumkun. Devasa muze binasinin icinde saatler rahatlikla harcaniyor, cogu bolumde fotograf cekmek serbest oldugu icin makinenizi unutmamanizi ve sergilerin interaktif bolumlerine mutlaka katilmanizi oneririm.
 
 
*Modern Sanat Muzesi

Bir sonraki New York yazimda gorusmek uzere. Umarim gitmek isteyenlere fikir verip yardimci olabilirim yada aklinda olmayanlara biraz daha arastirayim, para biriktirip gideyim dedirtebilirim.


*Fotograflar bana aittir.



Hiç yorum yok: