28.2.14

Oscar'in Muhim Kadinlari




2 Mart gecesi gerceklesecek 2014 Oscar odul toreni oncesi adaylar ile ilgili yorumlar yerine Oscar tarihinde kadinlarin basarilari ve pek cok kategoride ilk oluslari ile ilgili yazmak istedim. Izlemesi cok zevkli olan torenler hem kimlerin odul kazanacagini hem de pek cok unlu ve sevilen ismi gormek icin guzel bir firsat. Cogu zaman hakeden filmlerin kazanamadigini hatta bazen aday bile gosterilmedigini dusunsem de film izlemeyi seven herkesi torene cekecek bir seyler vardir diye dusunuyorum. Bu sene Ellen DeGeneres'in sunacagi torene buyuk ihtimalle '12 Years a Slave' filmi damga vuracak, ben 'American Hustle' filmi oyuncularini ve 'Gravity''nin odul kazanip kazanamayacagini merakla bekliyoum.




1934 – Ilk Cocuk Aktris

Sherley Temple gamzeli yuzu, lule lule saclari ve muthis dans yetenegi ile Hollywood'un goz bebegiydi. Daha henuz 6 yasindayken,1934 yilinda aldigi odul ile Oscar kazanan ilk cocuk aktris olmayi basardi. Pek cok cocuk yildizin aksine kendisine oyunculuktan farkli bir yol cizerek politikaci olmayi secen Shirley Temple 1969'da Birlesmis Milletler'de Amerika temsilcisi oldu ve cesitli ulkelerde buyukelcilikler yapti. Gectigimiz gunlerde 85 yasinda vefat eden unlu ve saygin politikaci Oscar tarihinin ilkleri arasinda yer almayi da basardi.




1939 – Ilk Afro-Amerikali Oyuncu

Oscar kazanan ilk zenci oyuncu olmayi basaran Hattie McDaniel, 'Ruzgar Gibi Gecti' filminde simarik guzelimiz Scarlet (Vivien Leigh)'in yardimcisini oynamisti. Gercekten goz dolduran oyunculugu ile 'En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu' odulunu almis ve Oscar tarihine gecen basarili kadin oyunculardan biri olmayi basarmisti. Olayin en ilginc yanlarindan biri de Oscar torenlerine hizmetci ya da calisan degil de konuk olarak davet edilen ilk zenci de kendisidir.




1961 – Ilk Yabanci Film ile En iyi Aktris

Italyan kadinlarini gozumuzde canlandirdigimizda aklimiza ilk gelecek olan ikon yildiz, 60'li yillarda guzelligiyle tum dunyayi kendisine hayran birakan Sophia Loren'dir. Kendisi 'Two Women' gibi yabanci bir film ile 'En Iyi Kadin Oyuncu' Oscar'ini alarak tarihe gecmistir. 'Gorduguz her seyi spaghettiye borcluyum.' diyecek kadar eglenceli ve ozguven sahibi bir kadin olan Sophia Loren gunumuzde bile guzelliginden bir sey kaybetmeyerek karizmatik kisiligiyle hayranlik kazanmaktadir.




1973 – Ilk En Iyi Kadin Yapimci

'The Sting' filmi ile Oscar alan ilk kadin yapimci olan Julia Phillips ozellikle de yapimciligini yapmis oldugu 'Taxi Driver' filmi ile bilinir. Cok satanlar arasina hizlica giren 'You'll Never Eat Lunch in This Town Again' isimli kokain kullandigi cilgin yillarini da anlatan otobiyografik kitabini 1991 yilinda yayinlamistir.




1983 – Ilk Karsi Cinsi Oynayarak Kazanan

'The Year of Living Dangerously' filminde bir erkek karakteri canlandirarak 'En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu' Oscar'ini kazanan Linda Hunt, karsi cinsi canlandirarak odul kazanan ilk kadin oyuncudur. 1.45'lik ufacik hali dikkat ceken yetenekli oyuncu pek cok unlu film (Pocahontas) ve oyunun (God of War) seslendirmesinde de yer almistir.




1991 – Ilk (ve son) Anne- Kiz Adayligi

120'yi askin rolde yer alan ve 3 defa Oscar'a aday gosterilen Diana Ladd, 1991 yilinda 'Rambling Rose' isimli filmde kizi Lauren Dern ile birlikte oynamistir. Anne-kiz bu filmdeki oyunculuklari ile Oscar tarihinde bir ilki gerceklestirerek 'En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu' dalinda birlikte aday gosterildiler.




1994 – Ilk Tek Basina Sunucu

'Ghost' filmi ile 1990 yilinda 'En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu' dalinda hem BAFTA hem Oscar hem de Golden Globe alan basarili ve oldukca sevimli oyuncu Whoopi Goldberg, Oscar torenlerine tek basina sunuculuk yapan ilk kadin oyuncudur.




2009 – Ilk En Iyi Kadin Yonetmen

Kathryn Bigelow yonettigi 'The Hurt Locker' filmi ile 'En Iyi Yonetmen' Oscar'i kazanan ilk kadin yonetmen oldu. Bu odulun bu kadar yakin bir tarihte ilk kez bir kadina verilmis olmasi uzucu olsa da Kathryn Bigelow'un bu odulu eski esi olan dahi yonetmen James Cameron'a karsi kazanmis olmasi ozellikle sasirticiydi. Her ne kadar Oscar kazanan 'The Hurt Locker' filmini hic begenmemis olsam da bir kadina odul kazandirmasi sevindirici. Kendisinin "Eğer kadınların film çekmesine karşı belirgin bir direnç varsa ,ben bu engeli iki nedenle yok saymayı tercih ediyorum; ilk olarak cinsiyetimi değiştiremem, ikinci olarak da film yapmamayı da kabul edemem." sozu oldukca aciklayici degil mi?


18.2.14

Hayal Mi Gercek Mi


"Stop dreaming, start leaving"

Sahip olunan hayati cesurca sil bastan yapma ve dunyayi dolasma durumlari bana her zaman cekici gelmistir. Her seyi birakip gideyim, her yeri goreyim, herkesi taniyayim, cok sey bileyim durtusu beni arada ziyaret eder. Bu sebeple de “The Secret Life of Walter Mitty” filmini duyar duymaz cok merak ettim ve buyuk beklentiler ile izledim.




Bazen bazi filmlerin fazla gercekci olmamasi gerekir, oylesi daha guzeldir ve asil onemli olan size hissettirdikleridir. Ben de bu dusunceyle bazi filmleri izlerken film kahramanlarinin istediklerini yapma konusunda bizden biraz daha cesur ve kararli olmalarini bekliyorum. Walter bu konuda beni yaniltmadi ama keske baska bir oyuncu oynasaydi bu rolu demeden de edemedim. Yonetmenlerin kendi filmlerinde basrol oynamayi neden tercih ediyor olabilecegini tahmin etsem de bu rolde bir baska oyuncuyu gormeyi isterdim.




Walter Mitty (Ben Stiller), kucuk yasta babasini kaybeder ve cok cabuk sorumluluk sahibi bir insana donusur. Sonrasinda kendini sik sik hayal dunyasinda kaybeden, gunluk hayatini ise kendisinden beklendigi sekilde yasayan biri haline gelir; ozveri ile yaptigi duzenli bir isi ve ailesi ile yakin iliskileri olan sorumluluk sahibi bir ogul ve kardestir. Bu olagan hayatin icinde en az kurdugu hayaller kadar guzel bir seye daha sahip olur Walter, bu da isyerinde yeni calismaya baslayan Cheryl (Kristen Wiig)'e duydugu asktir. Tam guzel ve icten Cheryl'e asla acilamayacagini dusunmeye baslamisken Walter is yerinde karsilastigi bir kac sorunla beraber bambaska bir insana donusmeye baslar.




Daha da dogrusu Walter aslinda oldugu kisiyi bulmaya baslar. Iste filmin kolay empati kurulabilen karakteri Walter'i sevmeye biz de bu noktada baslariz. Maceraya atilirken gosterdigi cekingenlik, 9-6 calistigi isinden gelen sabir, uyumlu bir insan olarak yasadigi yillarin getirdigi mutevazilik onu gozumuzde oldugundan da daha sempatik ve ozel kilar. Ustelik ben kaykay ile yok olmakta olan kasabaya gidisini ve Sean O'Connell' li (Sean Penn) dag sahnelerini cok sevdim. Benjamin Button gondermesini gereksiz bulsam da kurumsal sirket ve fotografcilik ile ilgili gondermeler oldukca yerindeydi. Filmin bir baska guclu yani da muzikleri. Ozellikle David Bowie ile Kristen Wiig'in soyledigi Space Oddity (Major Tom) ve fragmandaki muthis sarki Of Monsters and Men'den “Dirty Paws” uzun sure dinlenebilir.




Bu kadar cok mesaj vermenize gerek yoktu diye dusunup filmdeki ufak suprizi en basta tahmin etmis olsam da filmi izledigime bir an bile pisman olmadim. Guzel goruntuler izlemenizi, sorunlarinizi unutmanizi ve maceraya atilma istegiyle dolmanizi saglayan bir film. Ana fikir tum o bariz gondermelere ragmen yerine ulasirken populer kultur ogeleri ile hafif dalga gecen, mizahi yonu kuvvetli, keyifli bir film izlemis oluyorsunuz, tebessumle cikmak da garanti.


Iyi seyirler...



12.2.14

Zumba Zamani



Ne sadece dans ne de sadece spor; cok hareketli ve eglenceli... Diger dans ya da aerobik derslerinden farkli olarak egitmen size hic bir sey soylemiyor ve sizi duzeltmeye calismiyor. Bangir bangir calan muzigi duyarak ve egitmeni takip ederek dans etmeye basliyorsunuz. Aslinda ne kadar cok terlemis ve spor yapmis oldugunuza, dakikalarin nasil gectigine inanamadan kursun sonuna geliyorsunuz.




Son yillarin populer fitness aktivitelerinden biri. Ben de onu yakin zamanda kesfetmis ve cok sevmis biri olarak bu yaziyi yazmak istedim. Zumba, 1990'larda ayni zamanda Shakira'nin egitmeni olmasi ile de taninan unlu dansci Alberto Perez tarafından Kolombiya'da ortaya çıkarılan ve tabi ki Latin esintileri tasiyan bir dans/fitness programı.



Benim icin de hem dans hem aerobik hareketlerini birlestiren icinde bol bol hip-hop, samba, oryantal, sirtaki ve isinma hareketleri bulunduran keyifli bir secenek. Dakikalarin nasil gectigini anlamadan, cesitli dans figurleri ogrenerek epey terleyip vucudunuzu forma sokabiliyorsunuz. Ben 1 saatlik zumba kursundan sonra spora 1 saat daha devam ediyorum ama rahatlikla suana kadar yaptigim hicbir spor zumba kadar eglenceli degildi diyebilirim. Belki kursa arkadaslarimla gidiyor olmamin veya hocamizin cok eglenceli biri olmasinin da bunda etkisi olabilir ama zumba kesinlikle sikiciliktan uzak bir aktivite.




Bedeninizi farkinda olmadan calistirip tek ders (1 saat) ile 500-900 arasi kalori yakabiliyorsunuz. Tabi bu durum gidilen merkeze, egitmene gore degisecektir. Oldukca hizli olan figurleri hareketli parcalara uyarak yapmaya calisirken stresten uzaklasmak da kolay oluyor, bu da zumbanin yaratici bir yani.


Tabi isin ticarete dokulen yanlari da oldukca fazla. Sadece spor salonlarinda tercih edilen bir program olmadigi asikar. DVD'leri, ozel kiyafetleri, video oyunlari, muzik koleksiyonlari, diyetleri, araclari, ozel etkinlikleri ile cilgincasina pazarlaniyor, ozellikle de Amerika'da.


Benim zumba icin favori parcalarim: 'Pitbull - Pause', 'Enur – Calabria', 'Cosculluela - Prrumm', 'Don Omar – Danza Kuduro', 'Pussycat Dolls – Jai Ho'. Youtube'da inanilmaz videolar bulmak mumkun. Yapip yapmamaya karar vermeden once izlemenizi mutlaka tavsiye ederim.




Ustelik zumba hareketleri cok degisken, es gerektirmiyor ve farkli yas gruplarina gore farkli tipleri mevcut. Bence spor salonlarindaki monoton derslerden bikanlara birebir bir aktivite. Normalde yapmak istemeyeceginiz ya da yapmaya cesaret edemeyeceginiz dans figurleri de dahil, icine her seyden biraz alan yeni ve eglenceli bir format. Zumbayi, dans edip spor yapmanin eglenceli bir yolu diyerek de ozetleyebilirim.