5.12.13

Zeytinyagli Kuru Patlican Dolmasi




Basli basina bir yemek yada bir meze. Etlisi, zeytinyaglisi, bol acilisi, bol eksilisi hatta bulgurlusu, sumaklisi... Ipe dizilmis, sekilsiz gorunen, mor rengini hafif siyaha birakmis, dis gorunusundan asla ne kadar leziz olabilecegini tahmin edemeyeceginiz bir seydir kuru patlican. Hele de guzelce kurutulmus ve pisirilmis, ici emekle yapilmis, baharati ve eksi sosu yerinde ise kuru patlican dolmasi tartisilmaz derecede lezzetlidir. Fazla emek istedigi dusunulup disarida yemek tercih edilse de aslinda asagida da goreceginiz gibi oldukca basit bir sekilde yapmak mumkun. Onemli olan ufak ayrintilara cok dikkat etmek. Boylece kuru patlicanlarin aci tadini yok ederek, dibini tutturmadan, acisi, eksisi yerinde harika bir dolma yapilabilir. Ustelik asagidaki haliyle oldukca az kalorili oldugunu da eklemeliyim.





Gerekli Malzemeler:

  • 20 tane kurutulmus patlican
  • 1 adet sogan
  • 1 yemek kasigi biber salcasi
  • 1 yemek kasigi domates salcasi
  • 2 bardak pirinc
  • 2 adet domates
  • Yarim demet dereotu
  • 4 corba kasigi zeytinyagi
  • 2 dis sarimsak
  • Tuz, kuru nane
  • Yarim limon



Nasil Yapilir:

  1. Kuru patlicanlari zarar vermeden yikiyoruz. Daha sonra kaynar su dolu tencereye koyup hafifce kaynayinca, tenceredeki suyu dokup, yeni su doldurup kaynatmaya devam ediyoruz. Suyunu degistirerek henuz doldurmadigimiz patlicanlari kaynatma islemini patlicanin aciliginin gitmesi icin yapiyoruz. (Ben bu islemi defalarca tekrarliyorum cunku gercekten patlicanlarin tadi daha iyi hale geliyor.)
  2. Bir yandan da ufak ufak dogradigimiz soganlari zeytinyaginda kavuruyoruz. Soganlar pembelesince uzerine biber ve domates salcasini ekliyoruz. (Kiymali dolma yapmak isteyenler bu asamada kiymalarini da ekleyip kavurabilirler.) Ben bu asamada baharat olarak sadece naneyi kullandim. Tuz ve dereotu da bu noktada eklenebilir.
  3. Salca ve soganlar kavrulduktan sonra da yikanmis pirinclerimizi ekliyoruz. Pirincleri bes dakika kavurduktan sonra 2 bardak sicak suyu tenceremize koyup, pirincleri kisik ateste suyunu cekmeye birakiyoruz. Arada kontrol ederek biraz daha su ekleyebiliriz. Amacimiz pilav kadar yumusak olmayan hafif sert, salcalar ile butunlesmis ic pilav elde etmek.
  4. Harcimiz hazir olunca hafif haslanmis olan patlicanlarimizi doldurmaya basliyoruz. Burada en cok dikkat etmemiz gereken patlicanlari tam olarak doldurmamak. Bir parmak bosluk birakarak doldurursak dolmalar dagilmaz. ( Istege gore dolmalarin agizlarini ufak domates parcalariyla kapatabiliriz.) Tencereye koyarken bir dolmanin agzi digerinin altina gelecek sekilde diziyoruz. Uzerine tuzu gezdiriyoruz. Tencereyi ocaga koyup, dolmalarin bir parmak altina gelecek sekilde su dolduruyoruz. Su kaynayinca ocagin altini kisip pismeye birakabiliriz.
  5. Arada kontrol ederek, suyu tam bitmeden, yarim limon suyu ve sarimsak ile hazirladigimiz karisimi dolmalarin uzerine dokersek tadi cok daha iyi olacaktir.



Biz dolmalari yanina yogurt alarak sicak olarak yedik, tadi o kadar guzel oldu ki 20 dolmadan geriye fazla bir sey kalmadi. Soguduktan sonra da limon yada nar eksisi ile lezzetle yeniyor. Dolmanin ici biraz fazla geldigi icin pirincli bir domates corbasi yaptim yemegin yanina. Bir de benimkinin pismesi cok uzun surdu size onerim benim gibi dibi tutar korkusu duymadan basta fazla ateste daha sonra kisik ateste pisirmeniz. Aslinda tencerenin dibine maydanoz yada dereotu yerlestirirseniz dibinin tutma ihtimali de kalmaz. Afiyet olsun.




2.12.13

Sucuklu, Zeytinli Firin Makarna



Bu aralar bol bol vaktim oldugu icin keyifle yemek yapiyorum ve bazen buldugum malzemeler istedigim gibi olmasa da geleneksel yemeklerimizi yapmaya ve bu yolla sila hasretimizi azaltmaya calisiyorum. Arada geleneksel Amerikan tariflerini ve Cin mutfaginin gozde yemeklerini yapmaya calismaktan da mutlu oluyorum.




Ama bugun verecegim tarif geleneksel olmayan, oldukca pratik ve inanilmaz leziz bir yemege ait. Amerika'da yasadigim icin burada sucuk bulmak oldukca zor ama yemegimizin ana lezzetleri sucuk ve makarna. Uzun yillardir burada yasayan, muthis bir Turk cift sayesinde kesfettigimiz Turk marketi bizim bu konudaki sikintilarimizi cozdu. Sucuk bulamayan yada lezzetini sevmeyenlere de onerim ayni tarifi sosis ya da salam ile denemeleri olacaktir.




Ben yaptigim yemeklerin ve tatlilarin neredeyse hepsinde zeytinyagi kullaniyorum -kizartmalari haric tutarsak- ve oldukca da leziz olduklarini dusunuyorum. Bazi yemeklere tereyaginin gercekten cok yakistigini kabul etmekle beraber zeytinyagi gibi saglikli, lezzetli ve baharatlarla bu kadar iyi uyum saglayan bir yag daha yok diye dusunuyorum. Tabi kullanilacak zeytinyaginin da iyi secilmesi oldukca onemli. Turkiye'de Taris'in saf sizma zeytinyaglarini kullanirken burada Bertolli'yi tercih ediyorum. Hem guvenilirligi tescillenmis hem de ortalama bir butceyle alinabilecek kaliteli markalar olduklarini dusunuyorum.




Gerekli Malzemeler:

  • Yarim paket makarna (Deniz midyesi yada penne cesitlerini oneririm.)
  • 1 adet parmak sucuk
  • 1 yemek kasigi un
  • 2 su bardagi sut
  • 1 yumurta
  • 1 tatli kasigi tuz
  • 1 bardak rendelenmis kasar peyniri (Ben monterey jack kullandim.)
  • 10 tane siyah zeytin
  • 10 tane yesil zeytin
  • 3 yemek kasigi zeytinyagi
  • 1 dis sarimsak (Toz tercih edenler icin, bir cay kasigi sarimsak tozu)
  • Karabiber ve nane



Nasil Yapilir:

  1. Tencereye 1 litre su koyup kaynatiyoruz yada kettledan kaynar suyu direkt koyabiliriz. Su kaynayinca tencereye 1 tatli kasigi tuzu ve makarnalarimizi ekliyoruz. Ben makarnalar yapismasin diye bir damla zeytinyagi da damlatiyorum. Makarnalar pisince suyunu suzuyoruz ama sakin soguk sudan gecirmeyin.
  2. Bir yandan da baska bir tencereye 3 yemek kasigi zeytinyagı koyup isitiyoruz ve yag kizinca da 1 yemek kasigi unu ekleyip kokusu azalana kadar kavuruyoruz. Daha sonra 2 su bardağı sutu devamlı karistirarak yavas yavas ekliyoruz una. Karisim yogun hale gelene kadar arada karistirarak kaynatıyoruz. Besamel sosumuz hazir olmus oluyor.
  3. Daha sonra pismis makarnalarimizi hazirladigimiz besamel sos, rendelenmis kasarin yarisi ve bir yumurta ile karistirip firin tepsimize diziyoruz. (Istege gore peynir miktarini arttirabilirsiniz ama bu yemegin daha agir olmasina neden olacaktir.) Makarnanin ustune sucuklarimizi ve zeytinlerimizi dizip, kalan kasar peynirini de en uste dokuyoruz. Baharatlarimizi da firin makarnamizin ustune istedigimiz miktarda dokuyoruz.
  4. Daha onceden isitilmis firinda, 175C' de 25 dakika pisiriyoruz.
Biz bu yemegin yaninda tursu yedik ama sanirim cacik da iyi gidecektir. Afiyet Olsun...




27.11.13

Bilinmesi Gereken Internet Siteleri



Bugunku yazimin aslinda bir sonu yok, olamaz da. Interneti nasil kullandigimiz cok onemlidir deriz her zaman. Genelde bu cumleyi kurarken amac internette nelerin yasak olmasi gerektigine dikkat cekmek ile ilgilidir. Oysa internette bulabilecegimiz yaratici, faydali ve iyi zaman gecirmemizi saglayacak pek cok sey var ve biz nedense onlardan pek bahsetmeyiz. Kendi favorilerim de dahil olmak uzere, biraz da arastirma yaparak bir tur internet siteleri derlemesi hazirlamak istedim. Basta da dedigim gibi bu yaziyi tamamlanmis olarak gormuyorum. Cunku eminim ki gozden kacirdigim muhtesem internet siteleri vardir. Isinize yarayacagini umuyorum.





Yabanci diller ogrenmek, ogretmek icin bulunmaz bir site:

https://www.livemocha.com/

Guncel edebiyat haberleri, roportajlar ve elestiri yazilari:

http://www.sabitfikir.com

Internetten alisverisin cok farkli bir boyutu. Sizde kendi urettikleriniz satabilirsiniz. Bir sey almayacak olsaniz bile satilan birbirinden ilginc urunler icin girmek sart.

http://www.etsy.com/

Yagmur sesini sevenlerdenseniz, kesintisiz bir sekilde dinleyebilirsiniz:

http://www.rainymood.com/

Hissettiklerinizi, kafaniza takilanlari sitedeki kutucuga yazip gokyuzunde yok olup gittiklerini izlemenin keyfi ve dinlendirici bir muzik icin:

http://thequietplaceproject.com/thethoughtsroom/




Karelere tikladikca kendi yarattiginiz muzigi kesfetmek cok eglenceli:

http://tonematrix.audiotool.com/

Online e-dergi mantigina sahip, oldukca guzel yazilar barindiran bir site. Muzik, sinema, kultur, medya gibi pek cok alanda bilgiler mevcut:

http://biletsiz.com/

Zaytung mantiginda siteler diyebiliriz sanirim:

http://ohannespost.com/

http://listelist.com/

Muthis konusmalar dinleyebileceginiz, ihtiyaci olanlarin dillerini gelistirmek icin de yararlanabilecegi bir site:

http://www.ted.com/

Turkiye'nin ilk kendin yap (DIY) sitesi olduklarini savunan siteyi incelemekte kesinlikle fayda var. Yaraticiliginiz bir anda artabilir:

http://www.kendinyapsitesi.com/





Picasso'nun resimlerindekine benzer yuzler yapmanin kolay ve keyifli yolu:

http://www.picassohead.com/create.html

Imdb.com'un notu daha kit olan hali diyebiliriz. Izlemek istediginiz filmin notuna bakmadan karar vermeyin derim:

http://www.metacritic.com/

Eglenceli oyunlarin oldugu bir site. Ozellikle impossible quizi oneririm:

http://www.onemorelevel.com/game/impossible_quiz

Icinde enteresan ve faydali bir suru sey bulabileceginiz bir site:

http://www.smashingmagazine.com/

Interrail hakkinda detayli bilgiler ve forumlarin oldugu bir site:

http://www.trenlegeziyorum.com






Mahfi Egilmez'den anlasilir ekonomi ve ogretici gezi yazilari:

http://www.mahfiegilmez.com

Online, ucretsiz egitimler iceren bir site:

http://www.class-central.com/

Kendi isminiz yada cocugunuza koymayi dusundugunuz isim hakkinda pek cok sey bulabileceginiz bir site:

http://www.ismididikle.com/

Eksisozlugun yabanci versiyonu sayilabilir, bir nevi:

http://www.everything2.com/





Oykuler, edebi yazilar, edebiyat dunyasindan haberler icin:

http://www.soykudergi.com/

Mouse imlecini hareket ettirdikce cizdikleriniz ile yarattiginiz muzigi dinliyorsunuz:

http://weavesilk.com/

Populer olan oyunlar, filmler, diziler ve spor aktiviteleri hakkinda bir seyler:

http://whatculture.com/

Sizin icin fon muzigi calan site. Karisik kaset donemine selam gondermekte:

http://i.madeyouamixtape.com/



Leziz yemek tarifleri ve daha pek cok paylasim icin:

http://www.devletsah.com/

Harika muzikler yaratabileceginiz site. Oncelikle kendinize bir versiyon seciyorsunuz. Daha sonra da istediginiz ozellikleri kisilere yukluyorsunuz:

http://www.incredibox.com

Jackson Pollock eserlerinin benzerlerini yaratmak icin acilan sayfadaki bos alanda fare imlecinizi gezdirin yeter:

http://www.jacksonpollock.org/

Cesitli durumlar icin hazirlanmis listelerin bulundugu cok yararli site:

http://www.ihtiyaclistesi.net/






Finansal konularda oldukca aciklayici bilgileri basit bir sekilde veren bir site. Kredi almali miyim, maasimi iyi harciyor muyum, butce nasil yapilir, para biriktirmenin yollari, vb... gibi sorularin yanitini bulabilirsiniz:

http://www.paradurumu.tv/

Bir gezegenin -ki simdilik bu Mars oluyor- yuzeyini kesfetmek isterseniz:

http://www.panoramas.dk/mars/greeley-haven.html

Ingilizce-Turkce sozluk, kelimeleri amerikan ve ingiliz aksanina gore seslendiriyor olmasi avantaji:

http://www.tureng.com/


23.11.13

Modern Zaman Kadini


Blogumun adina tam olarak uyan bir festival filminden bahsetmek istiyorum. “Frances Ha” uzun zamandir izledigim en naif seydi. Yalnizlik, issizlik, ait olamama duygusu ve bekledigini bulamama hissi modern zaman kadini uzerinden anlatilmis, cok da iyi yapilmis.




2012 yapimi filmin yonetmeni ve yazari olan Noah Baumbach, cok iyi bir oyuncu olan Jennifer Jason Leigh'in eski esi ve esimle bayilarak izledigimiz “Madagascar 3” filminin de yazari.


Noah Baumbach ve Jennifer Jason Leigh

Filme de adini veren ana karakterimiz Frances; 27 yasinda, New York'ta bir ev arkadasi ile yasayan, dans ederek hayatini kazanan, bagimsiz, biraz daginik ve cocuksu bir kiz. Ev arkadasi ile universiteden beri cok yakin arkadaslar hatta o kadar yakinlar ki Frances (Greta Gerwig), ev arkadasi Sophie (Mickey Sumner) ile kendisinin saclari farkli olan ayni kisi olduklarini iddia etmekten mutluluk duyuyor. Oysa bana kalirsa birbirlerinden siyah ile beyaz kadar farklilar. Frances ne kadar daginiksa Sophie o kadar duzenli, biri ne kadar bagimsiz ruhluysa digeri o kadar takdir edilme ihtiyacinda ve yalnizliktan korkmakta. En buyuk sorun ikisinin de icten bir sekilde birbirlerini cok sevmeleri ve liseden hemen sonra tanistiklari icin birlikte cok sey paylasmis olmalari. Bunu sorun olarak gorme sebebim ise filmin ilerleyen dakikalarinda Sophie'nin Frances ile yasadigi evden ayrilmasi ve Frances ile olan yakin dostlugunu yavas yavas koparmaya baslamasi.


Sophie ve Frances

Sanki Sophie en cok Frances'a benzemekten korkuyor. Hic aile kuramamaktan, hayati duzenli yasamayan, olgunlasmamis biri gibi gorunmekten kaciniyor ama isin kotusu bu duygularini ne kendisine ne de Frances'a anlatiyor. Tam olarak neden yaptigini bilmedigi seyleri yapinca da mutsuz olmasi kacinilmaz hale geliyor. En yakin arkadasina farkettirmeden buyumeye basliyor ama bir sure birbirlerinden kopmus olmalari onlarin dostlugunu bozamiyor.

Oysa Frances kendi haliyle harika; olgunlasmamis, 'undateable', parasiz ve entellektuel. Zaten filmin en keyifli anlari da Frances'in cocukca mutlu oldugu dakikalar. Kendisine bir yuva buldugunu hissettiginde sokaklarda dans ederek kosuyor, en yakin arkadasi onu aradiginda nefes almadan konusuyor ve evde sigara icince kendisini eski zamanlardaki kotu anneler gibi hissediyor. Benim filmde gereksiz buldugum sahneler ise Frances'in ailesini ziyarete gittigi kisimlar. Paris bolumu oldukca anlamliyken aile ziyareti filmde dagilmalara yol aciyor.


Mutlu Frances


Filmin bir diger basrol oyuncusu da benim cok yakin zamanda tanisma sansina kavustugum New York. Siyah-beyaz bir New York seyrediyoruz film boyunca. Guzel ama acimasiz bir New York portresine sahit oluyoruz fakat metro sahnelerine gulmemek imkansiz.

New York Siyah Beyaz


Filmin dostluga, aska ve hayata oldukca naif bir bakis acisi var. Sonsuz bir saflik ve buyuk bir inancla hareket eden, bazen istemedigi kararlar alip yoluna huzunle devam eden modern ve bagimsiz Frances goze hep cok sevimli ve catlak gorunuyor.


Frances, Benji and Lev


Her ne kadar filmin derdinin cok baska oldugunu anlamis olsam da keske Benji (Michael Zegen) ile Frances arasinda guzel bir ask yasanabilseydi. Ben hala Lev'e (Adam Driver) katiliyorum ve o ikisinin ileride evlenecegini dusunuyorum.





20.11.13

Korku Seansi/ The Conjuring




Korku filmlerinin aniden calan bangir bangir muziklerle izleyenleri yerinden ziplatmasi adettendir. Mekan olarak secilen ve daima issiz yerlerde bulunan devasa evler hep perilidir. Makyaj ve bilgisayar hileleri ile yaratilmis korkutucu hayaletler, gecmiste aci seyler yasamis ve ruhu arafta kalmis insanlara aittir. Genellemeler bir kac korku filmi izleyen herkese asina gelse de onlarin olmasi bir filmi siradan yada vasat yapmayabilir. Hele de film gercek bir hikayeden uyarlandiysa...


Size bahsedecegim “The Conjuring” tam olarak boyle bir film. Pek cok gerilim-korku filmi klisesine yer vermesine ragmen beklentileri fazlasiyla karsiliyor. Hem kullanilan isik ve yaratilan ortam, hem de muzikler ve oyunculuklar sasirtici derecede iyi.




Filmin yonetmeni ozellikle “Saw/Testere” ve basarili seri “Insidous” ile tanidigimiz James Wan. 36 yasindaki genc yonetmen kendine bu alanda gercekten iyi bir kariyer insaa ediyor. Bakalim hic bitmeyecek gibi gorunen “Fast and Furious” serisinin 7. filmine kendinden bir seyler katabilecek mi?


Filmin Yonetmeni James Wan

Sehrin pahaliligindan, gurultusunden ve oradaki evlerinin kucuklugunden kacip geldiklerini tahmin ettigimiz kalabalik ve sevimli aile buyuk umutlar ile tum paralarini issiz bir yerde bulduklari, buyuk ve eski bir eve yatirirlar. Sadik ve tatli kopekleri eve girmeyi ilk gunden kabul etmez ve sabah uyandiklarinda onu olu bulurlar. Cocuklarin uyuma sorunlari, nereden geldigini cozemedikleri sesler, kokular, evin onunde olu bulduklari kuslar ve ardarda yasanan garip olaylar derken aile yeni evlerinde bir sorun oldugundan suphelenmeye baslar. Evin babasi Roger'in (Ron Livingston) evde olmadigi bir gece bes cocuk annesi Carolyn'in (Lili Taylor) basina olmadik isler gelir ve epey korkan Carolyn, evin sorununu anlar. Bunun uzerine paranormal olaylar uzerine arastirmalar yapan ve seytan cikarma, evleri kotu ruhlardan arindirma ile ilgili seminerler duzenleyen Lorraine ve Ed Warren ciftinden yardim istemeye gider. Lorraine (Vera Farmiga) ruhlari hissedebilen hatta gorebilen biriyken esi Ed (Patrick Wilson) daha cok isin bilimsel ve dini yani ile ilgilenmektedir. Peki kendileri de sorunlar icinde olan, mesleklerine saygi duyulmadigini hisseden, kizlarini ve birbirlerini korumaya calisan bu cift kalabalik ailemizi kurtarabilir mi?


Kalabalik ve Mutlu Perron Ailesi

Beni filme en cok baglayan ve olacaklara karsi ciddi merak duymami saglayan da Lorraine ve Ed karakterleri oldu. Mukemmel oyuncular tarafindan oynandigi yada gercek hayattan karakterler oldugu icin mi bilmiyorum ama onlar gercekten filmin en guclu yanlari. Birbirine muthis yakisan bir cift olmuslar ve filmi surukleyici kilmislar.

Lorraine - Ed Warren

Ayrica filmde yaratilan retro havanin gerek kiyafetler gerekse dekorlar ile cok basarili yansitildigini dusunuyorum. Ikinci sefer sirf bu gozle filmi izlemek gerekiyor diyebilirim hatta, gerilip korkmadan. Filmde pek coklari gibi benim de abartili buldugum ise katoliklige olan abartili gondermeler. Seytan cikarma konusuna girildigi zaman bu gondermelerin sart oldugunu anlamakla beraber en azindan ailenin bu kadar cok cocugu olmasaydi diye dusunmeden edemedim. 


Seytan Cikarma Ayini

Gerci tum cocuklar o kadar tatliydi ki anlayisla da karsiladim. Ozellikle daha once Twilight serisinde rol almis, 13 yasinda bir melek olan Mackenzie Foy dikkate sayandi. Ileride cok basarili bir oyuncu olacagina eminim.


Ailenin Guzel Kizi - Mackenzie Foy


Sizi iyice korkutacak, yerinizden defalarca ziplatacak, kliseler ile bezeli ama ayni zamanda merak uyandirici ve sapka cikartacaginiz kalitede oyunculuklarla dolu bir film gormek isterseniz mutlaka bir sans verin derim.